Kürt sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kürt sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Eylül, 2011

Alınak: Genel merkez barikatını aşamadım

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) 2. Olağan Kongresi Pazar günü toplanıyor. Daha önce Genel başkan adayı olacağını açıklayan Mahmut Alınak adaylıktan çekildi. Neden?


Türkiye'de hükümranlığını her siyasi partide ve neredeyse seçimin olduğu hemen her yerde kurmuş "iki dudak demokrasisi" yüzünden...


Alınak'ın önüne kendi deyimiyle Genel Merkez'in kurduğu "barikat" adaylıktan çekilmeyi beraberinde getirdi.
Alınak'ın açıklaması:
BAŞARAMADIM, ÖZÜR DİLERİM


BDP genel başkanlığına aday olacağımı daha önce açıklamıştım. Bu, siyasetteki son adaylığımdı. Büyük hayallerim ve sonuç alacağına güvendiğim projelerim vardı. Devletin Kürdistan meselesini silahla çözme projesini sivil mücadelemizle boşa çıkartıp akan kanı durduracak, dağda ve ovada gençlerin ölümünün önüne geçecektik. Önümüzdeki birkaç gün içinde İmralı ve Kandil ile görüşerek PKK’nin eylemsizlik kararı almasını sağlayacak, sonra da hükümete gidip operasyonları durdurmasını ve Kürdistan meselesini çözmesini isteyecektik. Hükümetin kanlı çözümde ısrarlı olduğunu biliyoruz. Bunu Türk ve dünya kamuoyu bir defa daha görecekti. Hükümetin tutumunu belli etmesinden sonra sivil projelerimizi devreye sokup onu yönetmez hale getirecektik. O durumda ya istifa edecekti, ya da masaya oturmak zorunda kalacaktı. BDP yeni mücadele tarzı ve projeleri ile sadece Kürtlere, sadece ezilen Türklere değil, tüm dünya ezilen halklarına kurtuluş yolunu gösteren bir parti olacaktı. Halkı ve kurumları mücadele içinde örgütleyerek yeni bir insan, yeni bir hayat, yeni bir özgürlük anlayışı, yeni bir siyaset, ülke zenginliklerinin halka ait olduğu yeni bir ekonomi ve halka kul olan yeni bir devlet modeli inşa edecekti. Bu yeni devlet modelinde dünya barışı selamlanacak, erinden generaline kadar tüm silahlı kuvvetler terhis edilecek, tüm savaş araç ve gereçleri çöpe atılacaktı. Yerel güvenlik ilçelerde ilçe meclislerinin, illerde de il meclislerinin denetimindeki güçler tarafından sağlanacaktı. Parti içi demokrasi partinin ve mücadelenin varlık nedeni olarak kabul edilip, seçilenlerin atamayla değil herkese fırsat eşitliği tanınarak seçim yolu ile gelmeleri sağlanacaktı. Belediye başkanları ve meclisleri halk tarafından görevden alınabilecek ve belediyeler yerel parlamento olarak çalışacaktı. Dünyaya açılacaktık. Dünya ezilenlerini temsil eden parti ve kurumlarla çeşitli ilişkiler geliştirip dünya ailesinin bir parçası olacaktık. Kısacası sadece yereli şekillendiren değil dünya siyasetini de etkileyen bir parti olacaktık. İşte bu siyaset anlayışı ile genel başkanlığa aday olmak istemiştim. Ama genel merkez barikatını aşamadım. Ufukta yeni bir şey görünmüyor. Devlet, hükümet ve siyaset kendi kendisini tekrar edecek. Ne yazık ki gençler ölecek, evlere yine ateş düşecek. Acı olan ise, kimse bu ateş deryasının daha ne kadar can alacağını bilmiyor. Tam bir çaresizlik hüküm sürüyor. Saygılarımla 3 Eylül 2011 Mahmut Alınak 

28 Ağustos, 2007

Anayasamız Hayatımız!

Kayıtsız kalamayacağınız, hepimizin yaşamını, geleceğini kökünden etkileyecek çok temel bir belge, Anayasa. Anayasa’ya toplumun hangi kesiminde olursanız olun, sahip çıkmalı, tüm içeriğini genel-özel yönelimlerini tartışmalıyız.

Eğer laikliği korumak istiyorsanız;

Eğer tam demokratik bir Türkiye istiyorsanız;

Eğer başkanlık sistemi, yarı başkanlık sistemi ya da daha güçlü bir parlamenter bir sistem istiyorsanız;

Devletin kurumları arasındaki denge, Cumhurbaşkanının yetkileri, seçimi konusunda aklınıza yatmayanlar varsa, durmayın Anayasa tartışmalarına katılın, nedenlerinizi, gerekçelerinizi yazın.

Anayasa yapmak sadece uzmanların işi değildir, üye olduğunuz sivil toplum kuruluşunu harekete geçirin veya bireysel olarak katılın, yeni Anayasanın yapımına.

Anayasamız ancak böyle “sivil” olacak. Temsili demokrasiden, katılımcı demokrasiye geçmek için artık el verin, katılımcı olmaktan uzak durmayın.

Toplumsal “uzlaşmanın”, toplumun taleplerinin, çağın gereklerinin, beklentilerinin, hukuk devleti olmanın adil ve sosyal bir devlet olmanın belgesidir, Anayasa.

Ülkemizin, Cumhuriyetimizin, çağdaş demokrasimizin sınırlarını Anayasamız çizecek, katılın ki bu çizgilerin vicdanlı, ahlaklı, geleceğimizi öngörecek ilkelerle bezenmesine aracılık edebilelim.

Güzel Türkçemizi egemen kılalım Anayasamıza, az, öz, açık anlamlarla bezeyelim, mümkün olduğu kadar herkese göre eğilip bükülen, herkesin istediği anlamları çıkardığı maddelerden kurtaralım.

Cumhuriyetimiz üzerinde askeri, bürokratik ve “sivil” vesayet kurmak isteyenlere engel olalım.

Tüm bunlar için, sadece sandığı beklemeyin, yapım sürecine dahil olun, “ses” verin, “demokratik” bir anayasa için çaba harcayanlara güç-destek verin.

Anayasaya Cumhuriyetimizin kuruluş coşkusuyla sahip çıkın, vizyonsuzluğa, temel hak ve özgürlüklerimizi daraltabileceklere karşı durun.

Gelin tartışmayı genişletelim: Yasamayı yürütmenin tahakkümünden kurtaralım. Yargıyı tam bağımsız kılalım. Milletin vekillerini, lider vekili olmaktan çıkaracak düzenlemelere, Anayasal güç katalım.

Milletin iradesini, yine millete kazandıralım. Kendi irademizi, kimseye kurban etmeyelim.

Anayasamız hep, “demokrasiye aşık Türk evlatları” tarafından korunmak üzere yemin edilirken, bir yandan da katledildi. Her darbeci veya “sivil” kendi dar görüşlülüğünü dayattı. İnsanı değil, devleti korumayı esas aldı. Her ikisini birlikte korumanın bir yolunu bulalım.

Başta laik-anti laik kutuplaşmasına, Kürt Sorununa çare olacak, bizi birbirimize düşürmek için çaba harcayanlara yanıt verecek bir çaba sergileyelim. Toplumun kırılma noktalarının Anayasal referanslar taşımasına izin vermeyelim.

Şimdi bir yurttaş olarak büyük bir fırsat var önümüzde, sadece kendi geleceğimiz için değil çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği için demokratik bir Anayasa yapma fırsatı. Özgürlüklerden, demokrasiden korkan “demokratlara” bu kez boyun eğmeden, “güçlü bir demokrasi” için Anayasamızı “yapalım”.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails